Big Red Mouse Pointer

8 Eylül 2013 Pazar

Ölüm Şarkısı - P.J. Parrish

TANITIM



Orjinal Adı: The Killing Song
Yazar: P.J. Parrish (İki kadın tarafından yazılmış. Gerçek isimleri Kristy Montee ve Kelly Nichols.)
Çeviri: Berna Kahraman
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Yayın tarihi: Ocak 2013
Tür: Polisiye, Gerilim
Sayfa: 432

Ya severek dinlediğiniz sıradan bir şarkı, bir gün 'Ölüm Şarkı'nız olursa?
Beş farklı ceset... Beş farklı yer... Beş farklı kadın... 
Aynı katil tarafından öldürülmüş olmaları dışındaki tek ortak noktaları, sarışın olmalarıydı. Birbirleriyle olan bağlantılarındansa kimsenin haberi yoktu. Ta ki gazeteci Matt Owens, gözlerini bir anlığına kız kardeşinden ayırana kadar.
Miami Beach'te yaşayan kardeşini ziyarete gelen Mandy Owens, bir gece kulübünde eğlendikleri sırada aniden ortadan kaybolur. Çok geçmeden eski bir otel odasında cesedi bulunduğunda, suçluluk duygusuyla mücadele eden Matt'in elinde katile ulaşmak için tek bir ipucu vardır. Kaçırıldığı saatlerde kız kardeşinin iPod'una yüklenmiş olan tüyler ürpertici bir şarkı ve onun sözleri. 

Paris'te bir sevgili... Başını kestim...

Matt, bu ipucunun Paris'te işlenmiş bir cinayeti işaret ettiğini fark ettiğinde kendini kusursuzca kurgulanmış bir bulmacanın içinde bulur. Peki, bir sonraki kurbanını seçmeden önce bu saplantılı katilin aklını okuyabilecek kadar zeki midir?
Artık duyduklarınıza inanmayın. Bu oyunda hiçbir nota, hiçbir şarkı göründüğü kadar masum değil.
"Bu katilin hastalıklı aklının içine girdiğinizde çok şaşıracak ve bu kitaptan sonra şarkılara bir daha aynı gözle bakamayacaksınız."



YORUM



Arkadya'dan okuduğum ilk kitaptı. Ayraca hayran oldum. Kitabın kapağı da çoooook hoşuma gitti. Arkadya iyi iş çıkarıyor :D


Beş farklı kadından biri de kendisinin kız kardeşi olan Matt katilin şifrelerini çözebilecek zekaya sahip bir gazeteci. Kız kardeşinin Koca Oğlan'ı :) Eski nişanlısı dedektif Nora dava kendisine ait olmadığı hâlde Matt'in kız kardeşinin katilini arıyor. İlk başta Mandy'nin katilinin barda dans ettiği siyahi adam olduğu sanılsa da Matt'in iPod'taki şarkıyı bir arkadaşına inceletmesi ve Paris'te öldürülen bir kızın izini sürmeye karar vermesiyle macera başlıyor.

iPod'taki şarkı. The Rolling Stones - Too Much Blood


Paris'te bir sevgili... Başını kestim... 
Kemiklerini alıp Bois de Boulogne Parkı'na götürdüm... (sayfa 91)

I want to dance, I want to sing 
I want to bust up everything 
To make some love 
I want to dance, I want to sing 
I want to bust up everything 
And make some love 

I can feel it in the air 
Feel it up above 
Feel the tension everywhere 
There is too much blood 
Too much blood, well alright 

Everything you see 
On the movie screen is tame 
Everything's gonna be arranged 

A friend of mine was this Japanese. He had a girlfriend in 
Paris. He tried to date her in six months and eventually she 
said yes. You know he took her to his apartment, cut off her 
head. Put the rest of her body in the refrigerator, ate her 
piece by piece. Put her in the refrigerator, put her in the 
freezer. And when he ate her and took her bones to the Bois de 
Boulogne, by chance a taxi driver noticed him burying the 
bones. You don't believe me? Truth is stranger than fiction. 
We drive through there every day. 

I want to dance, I want to sing 
I want to bust up everything 
Be number one, yeah 
I want to dance, I want to sing 
I want to bust up everything 
And have some fun 

I can feel it everywhere 
Feel it up above 
Feel the tension in the air 
There is too much blood, too much blood 
Too much, yeah too much blood, alright 

Did you ever see 'Texas Chain Saw Massacre'? Horrible, wasn't 
it? You know people ask me: it is really true where you live 
in Texas, it is really true what they do around there, people? 
I say, "yeah everytime I drive through the crossroads I get 
scared there's a bloke running around with a fucking chain 
saw. Oh oh no, gonna, oh no. Don't saw off me leg, don't saw 
off me arm." When I get to the movies, you know I'd like to 
see something more romantic, you know. Like 'An Officer and a 
Gentleman' or something. Something you can take the wife to, 
you know what I mean? 

Yeah! 

I want to dance, I want to sing 
I want to bust up everything 
And have some fun 
I want to dance, I want to sing 
I want to bust up everything 
And make some love 

I can feel it everywhere 
Feel it up above 
Feel the tension in the air 
There is too much blood, too much blood 
Oh yeah 

Pretty ladies, don't be scared 
Pretty ladies, don't be scared 
Pretty ladies, don't be scared 
Pretty ladies, don't be scared 

Pretty ladies, don't despair 
There's still so much love 
Pretty ladies, don't despair 
Too much, too much, yeah 
Too much blood, too much blood 
Too much too much blood, too much blood 
Too much blood, too much blood.


Kaynak: Too Much Blood Lyrics (Google'da çıkan ilk siteden aldım sözleri. İnşallah doğrudur.)

Matt, Paris'te yaşayan, eski bir arkadaşı ve meslektaşı olan Cameron'ın sayesinde bu kız hakkında bilgi ediniyor. Daha sonradan Matt'in çabalarını uzaktan izleyen dedektif Eve ona eşlik ediyor. Çünkü Matt'in aradığı katilin 5 yıl önceki Héléne davasıyla -dava sonradan Eve'den alınmış- bir alakası olabileceğini düşünüyor. Şarkılarda bahsedilen yerlere gidip Mandy'nin cesediyle benzer yanı olup olmadığına bakıyorlar. Her kızın eski, harap olmuş,  daire şeklinde bir yerde ölü bulunduğunu ve genellikle sağ elinin bulunduğu yerde şarkıyla ilgili bir ipucu keşfediyorlar. Kurbanların yakınlarıyla, cesetleri bulanlarla konuşarak bir kızın katilinin çellist olduğunu ve tüm kızların bu katil tarafından öldürüldüğünü öğreniyorlar. Sonra da onu arama çabaları falan başlıyor.



Biraz da katilden bahsedeyim. Hiç de kolay biri değil. Saklanmasını çok iyi biliyor ama Matt de şifre çözmede resmen usta. Katil kötü bir çocukluk geçirmiş ve bu tüm hayatına yansımış. Babasının zoruyla çellist olmuş.
Üstelik katilin cinsel sorunları da var. Sertleşemediği için kızlarla ilişkiye giremiyor ve aşık olduğu kıza -Héléne- evlenme teklifi edip de reddedilince kızı kesip biçiyor. Daha sonradan pişman olup ağlasa da çocukluktan kalma yaralarıyla beraber bu işe devam ediyor. Sarışın ve mavi gözlü olan kızlara tecavüz edip öldürüyor.


Kitaba ba-yıl-dım! Müthiş bir kurguya sahip. Cidden artık şarkılara farklı gözle bakmaya başladım. Too Much Blood güzel bir şarkı ama sözlerini öğrendikten sonra korkmaya başladım o şarkıdan :P

Yazarlarımız iyi iş çıkarmış. Onca şarkıyı nereden bulmuşlar şaştım :O Katilin planlamaları falan çok gerçekçiydi bana göre.



Matt&Nora yeniden birlikte olabilirdi ya da Matt&Eve çıkabilirdi. Aşk meşk olsa biraz daha iyi olur gibi geldi bana. Aşk romanlarına bayıldığım içindir belki de. Okuduğum ilk cinayet romanı bu. Zamanla alışırım cinayet romanlarına da.

Puan: 5/5






ALINTILAR

"Babam söylemeyeceksin değil mi?" diye bağırdı Mandy, etraftaki gürültüyü bastırmaya çalışarak.
"Neyi söylemeyeceğim?"
"Siyahi bir adamla dans ettiğimi?"
Ona dik dik baktım. "O herif siyahi miydi?"
(Mandy & Matt, sf. 21)



Onu eski otele götürdüğünde kız hâlâ hayattaydı elbette. Sıcaklığını hissedebileceği kadar canlı, ama onu durdurmak için hiçbir şey yapamayacak kadar ölü.
(Laurent, sf. 59)



Müzikse bana göre hepimizin bir parçasıydı. Yıllar önce insanların içlerindeki eksik ritmi bulduklarına inanarak keşfettikleri bir üstünlüktü.
(Matt, sf. 90)



Bir anlığına bile olsa başınızı başka bir tarafa çevirdiğinizde, bir şeyler değişebilirdi.
(Matt, sf. 98)



"İçine girebilir miyiz?" diye sordum.
Cameron başını hayır anlamında salladı. "Halka açık değil."
"O  zaman katil nasıl içeri girdi?
"Güzel bir soru."
(Cameron & Matt, sf. 115)



"Bir ayağın geçmişte, bir ayağın gelecekteyse Matt, bugünün içine ediyorsun demektir."
(Cameron, sf. 147)



Laurent başına konan talih kuşuna güldü.
Bu gece görünmez olacaktı.
(Laurent, sf. 174)



Bardaklarını kaldırdılar. "C'est parce que tout doit fınir que tout est si beau." dedi Eve.
İkisi de içkilerinden birer yudum alıp, bana baktılar.
Juliette, teyzesinin ne söylediğini bilmek istediğimi ama soramadığımı anlamıştı. "Her şey, bir gün son bulacağı için bu kadar güzel." diye tercüme etti.
(Juliette & Matt, sf. 189)



"Ben bir yazarım. Kelimelere dökebilmek için görüntülere, hikâye oluşturabilmek için de kelimelere ihtiyacım var. Benim aklım böyle çalışır. Olay yerlerini görmem gerek."
(Matt, sf. 206)






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder